1977 yılında, Batı Karadeniz’de avlanıp İstanbul’da satılan yabanî bir domuzun etinden yemesi sebebiyle rahatsızlanan 13 hastanın en ağır olanında kas trişini tespit edilmiştir. Bunun dışında zaman zaman yapılan incelemelerde yabanî domuz etinden yapılmış sucuk ve benzeri et ürünlerinde parazit lârvaları görülmüştür. 2004 yılında İzmir’de çiğ köfte yapılarak satılan yabanî domuz etinden, parazitin yabanî hayvanlarda daha çok bulunan türü olan T. britovi ile binden fazla kişi enfekte olmuş ve bu salgın ne yazık ki, parazitin bu türü ile gerçekleşen dünyadaki en büyük salgın olarak literatüre geçmiştir.
Trişinoz; Trichinella parazitinin sebep olduğu ciddi bir hastalıktır. Parazit solucanlardan (nematod) biri olan kurtçuğun insanda yerleşip hastalık oluşturan türü umumiyetle Trichinella spiralis’tir. İlk defa 1822 yılında Almanya’da bir insanda yapılan otopside kaslar içinde bu parazitin kireçlenmiş lârvaları tespit edilmiştir; aynı parazit, bundan on yıl sonra da İngiltere’de kanserden ölmüş bir hastanın otopsisinde görülmüştür.
Domuzlarda bu parazite ilk olarak 1846 yılında Kuzey Amerika’da rastlanmıştır. Parazitin, bilhassa domuz etinden insana bulaştığı ispatlanmıştır. Bununla beraber sözkonusu parazit; kedi, köpek, fare, at, ayı ve insanda da yerleşip hastalığa sebep olabilir. Bütün dünyada rastlanmakla birlikte, özellikle domuz etinin yendiği memleketlerde daha sık görülen bu parazit; evcil, bilhassa yabanî hayvanlarda pek fazla hastalık belirtisi vermezken, insanda ağır tablolara hattâ ölümlere bile sebep olabilmektedir. Halk arasında “domuz kurdu” olarak da bilinen bu parazite, herhangi bir sahtekârlık yapılmadığı müddetçe Müslümanlarda ve Musevîlerde rastlanılmaz. Günümüzde et ürünlerinin üretilip satılmasında İslâmî ihtimam gösterilmediği için, bu konuda çok iddialı olmak da doğru değildir.
Parazitin yapısı ve hayat deveranı
Trichinella’nın erkeği 2 mm., dişisi ise 3 mm. boyundadır. Gözle görülmesi zor olan parazit, insan vücuduna yerleşebilen en küçük solucanlardandır. Dişi parazitin karnında açılan yumurtalar doğrudan kurtçuk olarak doğar. Çoğu solucanlardan farklı olarak hem kurtçuk (larva) hem de ergin formu aynı canlıda (konakta) bulunmaktadır. Bu parazitin asıl hastalık yapanı 100 mikron uzunluğundaki kurtçuklardır. Trichinella, parazit solucanlar içerisinde lârvası insan hücresine yerleşen tek türdür.
Parazitin tabiattaki hayat deveranı, daha çok birbirlerinin artıklarını ve leşlerini yiyen domuzlarla fareler arasında sürmektedir. İnsana bulaşma umumiyetle, paraziti barındıran domuz etinin yenmesiyle gerçekleşir. Domuzun kaslarındaki lârvaların etrafını saran kapsül, midede erir; açığa çıkan kurtçuk, ince bağırsaklara geçip iki gün içerisinde ergin parazit durumuna gelir ki, bu süre diğer solucanlara nazaran çok kısadır. Ergin parazit bağırsaklarda iki ay kadar yaşar. Bağırsaktaki dişi parazitler, bağırsak zarının (mukoza) altına girip vücuttaki savunma mekanizmasında mühim rolleri olan Lieberkühn bezlerine ve peyer plâklarına geçerek lârvalarını buraya bırakır. Erginlerinin ömürleri kısa olmasına rağmen, sözkonusu parazitler bu süre içerisinde oldukça fazla (her bir dişi 1.500 civarında) kurtçuk doğurur. Yeni doğan kurtçukların bazıları dışkıyla atılsa da, çoğu, genetik olarak kodlanmış gelişme programları gereği damarlar yoluyla bütün vücuda yayılarak 10 gün içerisinde çizgili kaslara yerleşir. Bunlar, bilhassa diyafram, dil, gırtlak, karın duvarı ve göğüs kaslarına yerleşir ve beyin omurilik sıvısına (BOS), kalbin etrafındaki sıvıya ve karın içi sıvısına geçebilir. Parazitin kas hücresi içerisindeki formuna “kas trişini” denmektedir. Bunların vücutları kendi üzerine doğru kıvrıktır ve vücut için yabancı cisim olan bu lârvaların etrafı elips şeklinde bir kapsül ile vücudunda bulunduğu canlı organizma tarafından çevrelenir. Aslında bu, Yüce Yaratıcı’nın insana bahşettiği bir savunma mekanizmasıdır. Bu şekilde bağ doku ile sınırlandırılıp parazitin zararı en aza indirgenmektedir. Kapsül içerisinde bulunan yağ deposunun bozulması ile çoğunlukla bir yıl içerisinde kurtçuklar ölüp kireçleşir. Fakat bazen bu ameliye yıllar alabilir; hattâ lârvaların canlılığı bazı kaslarda 30 yıl kadar sürebilir.
Sızıntı Dergisi.
Okunma sayısı : 54




0 Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapmak İstermisiniz ?.